4 Haziran 2009 Perşembe

MFÖ ne güzel söylemiş...


Leyladan geçme falslındayım 
Mevlayı bulma yollarında
Majörler tükendi minörlere yolculuk
Buselik makamına
Aşk için söylenen her söze kandım
Pervane misali ateşe yandım
Gördüğüm her dilber ateştir bana
Mecazi aşka inandım güneşli havalarda
Buselik makamına


22 Aralık 2008 Pazartesi

A nice quotation from "The Art of the Long View"

"If you look at your life on the level of historical time, as a tiny but influential part of a century-long process, then at least you can begin to know your own address. You can begin to sense the greater pattern, and feel where you are within it, and your acts take on meaning." 
Michael Ventura, Journalist

4 Nisan 2008 Cuma

Yorgun

Bugün yazı yazmak için çok yorgunum ama çok sevdiğim bir şarkıyı paylaşmayacak kadar da değil...

Whitesnake - Here i go again on my own

I dont know where Im going
But, I sure know where Ive been
Hanging on the promises
In songs of yesterday
An Ive made up my mind,
I aint wasting no more time
But, here I go again
Here I go again

Tho I keep searching for an answer,
I never seem to find what Im looking for
Oh lord, I pray
You give me strength to carry on,
cos I know what it means
To walk along the lonely street of dreams

An here I go again on my own
Goin down the only road Ive ever known,
Like a hobo* I was born to walk alone
An Ive made up my mind
I aint wasting no more time

Im just another heart in need of rescue,
Waiting on loves sweet charity
An Im gonna hold on
For the rest of my days,
cos I know what it means
To walk along the lonely street of dreams

An here I go again on my own
Goin down the only road Ive ever known,
Like a hobo* I was born to walk alone
An Ive made up my mind
I aint wasting no more time

But, here I go again,
Here I go again,
Here I go again,
Here I go...

An Ive made up my mind,
I aint wasting no more time

An here I go again on my own
Goin down the only road Ive ever known,
Like a hobo I was born to walk alone
cos I know what it means
To walk along the lonely street of dreams

An here I go again on my own
Goin down the only road Ive ever known,
Like a hobo I was born to walk alone
An Ive made up my mind
I aint wasting no more time...

But, here I go again,
Here I go again,
Here I go again,
Here I go,
Here I go again...

* in the 1987 version this word is changed to drifter.
Davids management thought that hobo could be confused with homo! :)

17 Mart 2008 Pazartesi

Düzen mi? Hadi Canım Sen de...


Kim eşyalarının yerdeğiştirmesinden hoşlanır ki? Odamı dağınık dahi bıraksam, başkası tarafından düzene sokulmuşsa aradığımı sittin sene arasam bulamam. Şekilde görüldüğü gibi, bir sabah ofise gider masanıza oturur, bilgisayarınızı açar, eliniz kavramak için mouse'a gider ama oda nesi mouse kaybolmuştur. Sonradan farkedersiniz ki pek sevgili temizlik işlerinden sorumlu teyzeler mouse'unuzu nizama sokmuştur.

30 Aralık 2007 Pazar

Dünya, Uzay ve İleri Düzey Canlılar

Evrenin sadece dünya nüfusu için gereksiz büyüklükte bir yer olduğunu düşünmüşümdür hep, eğer onu yalnızca biz meşgul ediyorsak. Öte yandan yalnız olmadığımızı düşünürsek, bu durum evreni kesinlikle araştırılmaya değer bir konu yapmaktadır. Nitekim her ne kadar gelişmiş ülkelerin tekelinde olsa da uzay hakkında çalışmalar hızlanarak artmaktadır. Yazımın konusu şu ana kadar neler yapıldığından oldukça uzaktır. Hiç öyle bilgilendirici bir yazı yazacak havamda değilim açıkçası. Onun yerine, evrende bizden daha ileri ya da ilkel topluluklar olup olmama ihtimali ve sonuçları üzerine fikir yürütmeyi tercih ederim.

Olmama ihtimalini ele alalım. Bu durumda ilk akla gelen soru neden bu kadar büyük bir evrende yaşıyoruz, nedir bu kadar fazla galaksinin, yıldızın, gezegenin sebebi hikmeti? Belki zamanı geldiğinde bu yaşam olmayan gezegenlere yerleşeceğiz ya da o gezegenlerde gizli saklı madenler bulup teknolojide hiç ummadığımız ilerlemeler kaydedeceğiz.

Peki ya başka canlılar varsa... Bizden ilkel olanlar çok ilginç olmayacaktır. En azından fazla işimize yaramazlar, tabii dünyada çıkan bir savaştan kaçmak için onların gezegenlerini istila etmek gibi bir ihtiyaç içine girmezsek.

Öte yandan bizden daha ileri bir toplumla karşılaştığımız düşünürsek, şehre inen tarzandan pek farkımız olmayacaktır. Yörüngelerine girdiğimizde bizi ya iyi ya da kötü bir şekilde bekliyor olacaklardır. İyi karşıladıklarını düşünelim, aksi durumun pek bir cazibesi yok bizim için (tabii ki böyle bir durumla karşılaşırsak nasıl davranmamız gerektiğine yönelik bir eylem planı geliştirilmelidir ama bizim sorunumuz değil şimdilik). Nerde kalmıştık? Heh, tamam. Bizi güzel güzel karşıladılar. Ne olacak? Bilgi birikimlerini bizimle paylaşacaklar mı? Kim bilir belki "bilinmeyen gezegenin ileri teknoloji enstitüsüne" yüksek lisans, ya da doktora yapmak için gideriz. Türümüzün en zekilerini ağırlamak hoşlarına gider belki. Fakat bizim için biraz zor olabilir. Kendimizi aptal (idiot) gibi hissedebiliriz. İlkokul çocuğunun üniversitede bir derse girmesi gibi bir şey olurdu herhalde (biraz abartmış olabilirim, ama anlatmak istediğim anlaşılıyor sanırım).

Yaaa, bu bizden ileri medeniyet kesin bizim onlardan haberdar olmamızdan önce bizden haberleri vardır. Bizlerle ilkel medeniyetler diye dalga geçiyorlardır.

Neyse bahsetmek istediğim bir kaç şey daha vardı ama onlar da şimdilik kafamın içinde kuluçka evresine devam etsinler.
Yeri ve zamanı geldiğinde onları da paylaşmak dileğiyle...

İlim, bilim sizinle olsun, bir yerlerde unutmayın...

PS: Bu yazının ilham kaynağı "Stargate : Atlantis" adlı dizi ve benim bir süredir düşündüklerimdir. Emeği geçen herkese teşekkürler. Dizinin yeni bölümleri beklenmektedir. Ayrıca önümüzdeki günlerde dizinin aklıma soktuğu başka konuları da yazıya dökmek niyetindeyim. Nasip...

23 Ekim 2007 Salı

Terör


Günlerdir terörle yatıp terörle kalkıyoruz. Ne yazık ki, acı bir şekilde gündemin ibresi yine teröre dönmüş durumda -zaten ya terörü ya da dini gösterir bizim ibre. Şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyoruz.

2008 yılı bütçesi geçenlerde açıklandı. Maliye Bakanlığı'na 38 milyar YTL, Milli Eğitim Bakanlığına 23 milyar YTL ayrılırken Milli Savunma Bakanlığına da 13 milyar YTL'lik bütçe ayrılmış durumda. Savunmaya ayrılan miktar yüzde olarak bir çok ülkeninkinden fazla olabilir. Ne de olsa dünyanın en problemli bölgesinde yaşıyoruz. Fakat göründüğü gibi eğitime ayrılan miktarın nerdeyse yarısı kadar bir kısmı savunmaya ayrılıyor. Yine de dünya gündeminde ne geliştirdiğimiz teknoloji ile, ne çok iyi eğitim almış vatandaşlarımızla yer alıyoruz. Sadece türban tartışmaları ve terör mücadelemizle. Aaa, tabii ya, nasıl unuturum, bir de Ermeni meselemiz vardı.

Belki de bütçe ayırmak bazı şeyler için yeterli değildir. Önemli olan bütçenin etkin kullanılmasıdır. Ne demek şimdi bu? Üzülerek gözlemliyorum ki, tamamen tüketime yönelmiş bir nesil yetişiyor. Sahip olduğu zamanın değerini bilen çok az gencimiz var. Eğer etkinliğimizi artırmak istiyorsak öncelikle bu sorunu çözmeliyiz.

27 Ağustos 2007 Pazartesi

Hayatımın İkinci Perdesi

Üniversiteye başladığımdan beri doğru düzgün bir yaz tatilim olmamıştı. Yaz okulu, stajlar derken yazların nasıl geçtiğini anlayamadım bile. Bu yüzden mezun olur olmaz vurdum kendimi yollara. Yunanistan, İtalya, Fransa, İspanya, Portekiz derken onsekiz günlük Avrupa gezimi tamamladım. Tam "artık iş arama zamanıdır" derken teyzemin yazlığına giden yolda buldum kendimi. Üç gün kalmaya programlanmışken, sistemimize bulaşan virüsler neticesinde üç haftayı devirdik ve Ağustos 2007'yi de öylece tarihin tozlu sayfalarına gönderdik. Nasıl alışmışsam oraya, zor geldi ayrılmak. Sadece geride bıraktığım rahatlığın, güzelliğin ve muhabbetin hoşluğu değildi dönüş yolundaki huzursuzluğumun sebebi. Hayatın ikinci kısmının resmi olarak başlıyor olmasıydı. Daha fazla kaçacak yer yoktu. Karar zamanı. İş bulmak, yüksek lisans yapmak,askere gitmek gibi görevlerin çeşitli permütasyonları. Neyse işte, kendime göre bir permütasyonu seçtim. Planımı yaptım. Planımı yaptım derken, A'sı var B'si var C'si var. Fakat A planımdan bahsedeyim. Önce bir iş buluna, askerlik bir yıl tecil ettirile, seneye yüksek lisansa başlaya ve böylece askerlik 2 yıl daha ertelene, 25 yaşına gelindiğinde de silah altına girile. Kulağa hoş geliyor da, bir eksik var şimdilik bu planda - bir adet iş. Onu da hallettik mi hayatımın ikinci kısmının yol haritası belirmeye başlayacak. Haydi yolum açık ola...