31 Ocak 2007 Çarşamba

Bir Adam Yokoluyor

Bir Adam Yokoluyor (Un Homme Disparait) Fransız Psikanalist-Yazar J.B. Pontalis'e ait bir kitap. Çevirmenin son sözüyle birlikte 134 sayfadan oluşuyor ve çevirmen Talat Parman (Psikanalist) son sözde kitabı bir miktar yorumluyor. Kendisinin de belirttiği gibi kitab varoluş ve yokoluş üzerine. Şöyle devam ediyor Talat Parman, "Var olanlar ve yok olanlar yaşamımız boyunca oluşturduğumuz kimlikler."

Kitap benim için ne ifade ediyor?
Bir koşuşturmadır gidiyor, sürekli bir değişkenlik söz konusu. Bundan kesinlikle şikayetçi değilim, yapı itibariyle hareketi ve değişmi severim, dolayısıyla durağanlıktan,monotonluktan nefret ederim. Fakat bu devinim içerisinde kaybolan şey geçmişimiz, eski kimliğimiz. Bizler eski bizler değiliz. Bilinçli ya da bilinçsiz olarak düşüncelerimizin, görüşlerimizin, etrafımızdakilerin, hatta yaşadığımız yerin bile değiştiğine tanık oluyoruz. Kim bilir belki de budur yokolduktan sonra yeniden varolmamıza neden olan. Ne de olsa en ilkel canlı bile varoluşunu güvenceye almak için kendi çapında hareket ediyor, yer değiştiriyor.

İşte böyle. Şimdilik bu kadar.

30 Ocak 2007 Salı

7'den 77'ye 2 - Sistem Dinamiği ve Değişim

İşin temeline inilmesi yani kaosun sebebinin daha iyi ifade edilmesi gerekiyor.
Dünya'yı bir sistem olarak insan dahil bütün canlı ve cansız tüm varlıkları da bu
sistemin birer parçası olarak ele alırsak, kaosu oluşturanın bu parçalar arasındaki
lineerlikten uzak (non-linear) etkileşimler olduğunu söyleyebiliriz. Dolayısıyla, kaosu
ortadan kaldırabilmek için evrendeki tüm parçacıklar arasındaki ilişkileri ilişkilerin
türünü de dikkate alarak belirlememiz gerekir ki insanoğlunun şu anki bilgi ve becerisi
bunun için gerekli olan seviyenin oldukça altındadır.

Aslında bizim bu düşünceyi -yani sistemi bir bütün olarak görmeyi "System Thinking" and
"System Dynamics"- kullanabileceğimiz alanlar daha sınırlı olmakla beraber küçümsenmeyecek ölçüde de geniştir. Örneklerine, ekonomide, ekolojide, tedarik zinciri ve proje yönetiminde rastlamak mümkün. Sıklıkça rastlanılan bir diğer kullanım alanı ise tıptır. İnsan vücudunun modellenmesi gibi. Ekolojide çevre politikalarının üretilmesinde, ekonomide de ha keza yeni politikaların belirlenmesinde faydalanılan bir araçtır.

Bu konudaki yazıma örneklerle devam etmeyi düşünüyorum önümüzdeki günlerde. Öte yandan bu yazımın ilk bölümüne yapılan yorumlarda kaostan fayda sağlamak üzerine durulduğunu farkettim. Kaos üzerine çok fazla malumata sahip olmadığım için bu konuyu daha sonraki bir zamanda değineceğim.

13 Ocak 2007 Cumartesi

7 'den 77'ye değişim

Bir laf vardır "insan yedisinde neyse yetmişinde de odur." diye. Öyle zannediyorum ki atalarımız bu sözü sarf ederken genel anlamda çok belirgin olan karakterlerin değişmeyeceğini ifade etmek istemişlerdi. Ya da bu söz sarfedildiğinden bu yana dünya o kadar değişti ki bu sözün içeriği de bundan etkilendi. Çok değil geçen yüzyıla kadar insanların hayatı bugünkü hızlarının 5'te, 10'da hatta belki ancak 100 de biri kadar hızlı geçiyordu. Bu yüzden de bilgi birikimleri bugünkünden çok daha yavaş artıyordu. Su belki köprünün altından yine çok hızlı akıyordu bugünkü gibi fakat değişimin gerçekleşmesi yıllar belki yüzyıllar alıyordu.

Bilgi çağı olarak nitelendirdiğimiz bugünlerde ise bilginin yayılmasının büyük bir hız kazanması yaşam tarzımızın bundan bir asır öncesine göre takdir edilecek ölçüde değişmesi sonucunu ortaya çıkarmıştır. Tabiki bilginin yayılımındaki ivmenin yaşam tarzımızın değişmesine olan etkisi az önceki söylemimiz kadar direk bir sebep sonuç ilişkisinden öte ara basamaklar içermektedir. Bu basamakları şu şekilde ifade edebiliriz: İnsanın aktif veya pasif olarak bilgiye ulaşması, bilgiyi zihninde değerlendirmesi, o an işine yarıyorsa aktif olarak kullanıma geçirmesi, o an işine yaramıyorsa ilerki bir zamanda yarayabilir düşüncesiyle uykuya yatırması. İşte aktif olarak kullanıma geçen bilgi hayatı başka bir seviyeye geçiriyor. (Oyun jargonuyla: level atlatıyor) Şimdi bu işlemi dünya nufusuyla çarparsak, dinamizmin boyutunu zihnimizde canlandırabiliriz. Elde ettiğimiz sonuca kaos dersek yanlış olmayız herhalde. Peki bu kaos ortamı ne derecede kontrol altında tutulabilir? Ya da elde ettiğimiz bilgiyi ne şekilde kullanmalıyız
ki kaosun içinde kendimizi kaybetmeyelim?

Not: Bu yazımın devamı var. Fakat yayınlamadan önce yorumları bekliyorum. Teşekkürler.

3 Ocak 2007 Çarşamba

Kendim icin bir ilk :)

Kurban bayramının 4. günü can sıkıntısından ne yapacağımı şaşırdığım bir ara bari boş boş durmayayım bir blog hazırlıyayım dedim. Hem can sıkıntımı giderecek farklı bir şey yapmış olacağım için hem de kafamın içindekileri belki bir ihtimal de olsa yazıya dökebiliceğim için mutluyum. :)