27 Nisan 2007 Cuma

Spring Break Başlarken

Uzun zamandır yazı yazamıyorum. En son ne zaman, bırakın akşam yemeğini, yatmak için eve geldiğimi bile hatırlamıyorum. Aslında pek bir şey hatırlamıyorum, fakat bunu yadırgıyor da değilim.

Bazen, yapacak çok işimiz olmadığında, hayat aheste çeker kürekleri ve her an aklımıza kazınır. Öte yandan kimi zaman o kadar yoğunuzdur ki koşuşturma bittiğinde "ben ne yapıyordum ya?" diye sorarsınız. Ferrari'nizin ibresini zorlarken etrafı izlemek gibi. Aracı durdurduğunuzda nerelerden geçtiğinizi hatırlamayacaksınızdır (ne yazık ki denemek gibi bir imkanım olmadı, henüz).

Heroes'tan Linderman şöyle diyor, "iki seçeneğimiz var. Mutlu bir hayat ya da amacı olan bir hayat..." Gerçekten de bu kadar kesin bir ayrım var mıdır? Amaca giden yol her zaman mutsuzluk mu içerir? Ya amacımıza ulaştığımızda duyacağımız mutluluk? Tam o anda hayatımız sonlansa, mutlu bir hayatımızın olduğunu mu iddia edeceğiz? Peki, ya amacımızı gerçekleştirmemiz an meselesi iken veda etsek bu dünyaya, o zaman ne olacak mutsuz bir hayatımız oldu mu diyeceğiz? Çok daha fazla saçmalayabilir bu konu üzerine ama şimdilik bu kadar yeter. Uzatmanın manası yok. Anlayan anladı...

Yine Şişhane'den girdik Tophane'den çıktık. Sonuç olarak spring breakte biraz dinlenmeyi biraz okumayı biraz da yazmayı planlıyorum... Bu da başlangıç yazısı...